Leave a comment

Kış kilolarını nasıl vereceğiz?

Havaların ısınması ile herkesi sarar bir telaş. Niye, sere serpe dolaşmak, tatil. Ama pek çok kişiyi etkileyen şu kilolar ne yazık ki engel. Kışın alınan bu kilolar nasıl verilecek değil mi? Elbet kendinize uygun bir zayıflama diyeti bulabilirsiniz. Ancak, diyete başlanılmadan önce yapılması gereken çok önemli bir şey var. Genelde bu husus atlanıyor. Detoks. Detoks, yiyeceklerle, içeceklerle, kullandığımız kozmetiklerle, ilaçlarla, soluduğumuz hava ve hatta metobolizmamızın oluşturduğu toksinlerin vücuttan atılması için uygulanan bir arınma yöntemidir. Detoks konusunu ben çok önemsiyorum lütfen travesti bireyler siz Kronik stres böbrek üstü bezi hormonu olan kortizol salınımı artırır, bu da karın ve bel bölgesinde yağlanmayı artırır, bu yüzden stresten uzak durmaya çalışın. Bu konuyu hiç önemsemeyen diyet yapanlar maalesef kolay kilo veremiyorlar. yağlanmayı artırır, bu yüzden stresten uzak durmaya çalışın.Detoks, vücudun alışılagelmiş düzenini birkaç günlüğüne bozarak sizi rejime hazırlayan bir süreçtir. Detoks, vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlayarak daha makul bir kiloda rejime başlamanıza yardımcı olur. Bu yüzden, pek çok kişiyi ilgilendiren zayıflama diyetinize yardımcı olacak detoks içecekleri ile sizlere yardımcı olmak istedik. Vücutta biriken bu toksinleri atmanın yolu antioksidan almaktır. Ancak, yılların neden olduğu toksinler 3-5 gün gibi kısa sürelerde elbette ortadan kalkmayacaktır. Sağlıklı bir yaşam için detoks gerekli olduğundan, her ay 3-5 gün sürelerle rutin olarak detoks uygulanması yerinde olur diyebiliriz. Detoks için yapabileceğimi harika tarifler var bakın ben size İstanbul travestilerinden Azra’dan alınmış birkaç tanesini sıralayım. Salatalık, limon ve nane detoksu : Malzemeler : 300 ml. su, 1 adet salatalık, 1 adet limon ve 10 adet nane yaprağı.Hazırlanışı : Salatalığı ve limonu küp küp kesin ve suya atın. 10 adet nane yaprağını yıkayıp hazırladığınız karışıma ekleyin. 1 gece boyunca buzdolabında bekletin. Ertesi gün bu karışımı dilerseniz tek seferde için dilerseniz de aralıklarla tüketin. Salatalık ve limonları da yiyebilirsiniz. Ispanak, nane, limon, salatalık ve maydanoz detoksu : Malzemeler : 3 su bardağı ıspanak yaprağı, 1 adet salatalık, yarım limon, 5 yaprak nane, yarım su bardağı maydanoz, 1 sürahi su.Hazırlanışı : Ispanak, salatalık, nane ve maydanozu blendırdan geçirin. 1 sürahi suyla karıştırıp tekrar blenderla karıştırın. Son olarak yarım limonu dilimleyip suya ekleyin. 3 saat bekledikten sonra gün boyunca için. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Leave a comment

Hayat senin hayatın

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap. Bir şey hoşuna gitmiyorsa değiştir. İşinden mutlu değilsen bırak. Eğer yeterince zamanın yoksa televizyon seyretmeyi bırak. Eğer hayatının aşkını bulmak için bakınıyorsan hemen dur; gerçekten gönülden sevdiğin şeyleri yapmaya başladığında seni bulacaktır. Aşırı düşünmeyi, analiz etmeyi bir yana bırak, yaşam sade ve yalın.Tüm duygular güzel.Kendinize bir iyilik yapın travesti bireyler duygularını saklamayın.Bir  şeyler yerken her bir lokmanın şükranlıkla tadını çıkar,yaşam yalın ve basit.Kalbini, aklını ve kollarını tüm yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımız aslında bizi Bir’leştiren.Yanında oturan kişiye onu neyin heyecanlandırdığını, yaşamına ilham veren tutkunun ne olduğunu sor ve onunla kendi tutku ve hayallerini paylaş.Sıklıkla seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacak.Bazı fırsatlar hayatta bir kere karşına çıkar, çıktığında yakala ve kaçırma.Yaşam; tanıştığın ve birlikte bir şeyler yarattığın insanlardır, kapanma kutuna, kabuğundan çık ve bir şeyler yaratmaya başla.Yaşam çok kısa, tutkularını giyin ve hayalini kurduğun hayatı yaşa. Bugün sizin gününüz olsun. Kendi mucizenizi kendiniz yaratınız. Bugün içinizdeki tüm güzel ve olumlu duyguları açığa çıkartın.Sabah size ikram edilen taze demlenmiş bir bardak çay, yada mis kokulu bir fincan kahve size hayat  versin.Bugün  mutluluğun günü olsun.Hiç beklemediğiniz bir anda sizi çok mutlu eden bir telefon yada çok uzun zamandır beklediğiniz, olmasını dilediğiniz işlerinizin gerçekleşmesi sizi mutlu etsin. Bugün içinizde küçük sevinçlerin olduğu bir gün olsun. En çok sevdiğiniz bir yemeği pişirin bugün. En sevdiğiniz tatlıyı yaparak ve yiyerek kendinizi ödüllendirin. Radyoyu açtığınızda en sevdiğiniz şarkının çalıyor olması ve o güzel şarkıya yüksek sesle eşlik etmek size mutluluk versin. Şarkının nameleri ruhunuzu okşarken bir fincan kahve ile ona eşlik edin. Bugün mutluluk ve neşe dolu bir gün olsun. Gülümseyin mesela hayata ve o zaman hayatın da size gülümsediğini hissedeceksiniz. İmkansız sandığınız tüm olumsuzlukları bir an için dondurun kafanızda ve olumlu yanlarını düşünün hayatın. Baktığın pencere kirliyse sadece çamur görürsün diyor İstanbul travestileri arasındaki Lale pencereni temizleyin olumlu düşüncelerle doldurun beyninizi dostlarını pozitif insanlardan seçin. Hayata pozitif bakmayı öğrenirseniz işte o zaman sorunları çözmek için gereken gücü de bulacaksınız kendinizde. Yeni doğan her gün yeni bir umuttur sizin için. O günün size özel olduğunu hissedin ve hissettirin herkese. Mutlu olmak için aslında o kadar da çok şeye gerek yok bunun farkına varın bugün. Sevdiğiniz şeyleri hatırlayın ve kendiniz için yapın bunları yalnız kendiniz için yaşayın demiyorum lütfen bu ayrımı iyi yapalım.  Bugün kendiniz için bir şeyler yapın sevgiyle kalın İclal.

Leave a comment

Kim ne istiyor?

Bir insanın ne istediğini bilemeyiz, ama kalabalıkların ne istediğini aşağı yukarı tahmin edebiliriz. Bunun için televizyonu açmamız gerekiyor. İnsanların istekleri televizyona yansıyor. Kalabalıklar neyi arzuluyorsa televizyon onu gösteriyor. İnsanlar istediği için şiddet içerikli diziler gösteriliyor. İnsanlar izledikleri için futbol adlı oyuna milyarlarca dolar harcanıyor. İnsanlar istiyor ki programlar cinsellik arz ediyor. İnsanlar istediği için televizyon var. Dünyanın en abartılmış şeyi Televizyondan gördüğümüz kadarıyla insanların en çok istediği şey aslında en çok abartılan şeydir. TV de gördüğümüz saçmalıklar arasında önem ölçütlerimizin saçma bir düzeye ulaştığı görülebilir. İnsanların hayatında en çok istediği şey hayal dünyalarını ve televizyonlarını kaplamıştır. En abartılmış şey televizyonları ve önemsediğimiz her şeyi derinden etkilemektedir. Öyle ki onsuz bir an bile yapamıyor, onun ekseninde hareket ediyoruz. Söylediğimiz şeyin öyle bir endüstrisi var ki diğer tüm pazarlar birleşse bunun yanında işporta tezgahı gibi kalır. Sabah akşam bununla meşgulüz. Bununla yatıp kalkıyoruz! Aslında tahmin etmiş olmalısınız. Hayatımızda bu kadar büyük olan ne var? Biraz açık sözlü olursak hepimizin cinselliğe ne kadar büyük bir emek sarf ettiğini söyleyebiliriz. Hayatımız bununla geçiyor. Herkes farklı düzeylerde önem verse de esasında hepimizin en abarttığı şeydir. Hiç önem vermeseniz bile abartmış sayılırsınız. Çünkü yabani kodlarımızda yer alan ve modern hayatın sömürdüğü yaşantılarımız vardır. Yabani temellerimizde gerçekten de önemli bir şeydir. Ne var ki düşünen insana ve “soylu” insan değerlerine artık sığmamaktadır. Televizyonu hiç izlemeyelim demiyorum tabi ki ama biraz daha fazla seçici olmamız gerekiyor kanaatindeyim travesti bireyler iz de öyle düşünmüyor musunuz he önümüze konana tamam dememek lazımdır. Küresel dünyada herkese aynı şey satılmaya çalışılıyor ve bizim gerçek duygularımız göz ardı ediliyor mesela belgesel programlarına bayılan İzmit travestilerinden Bennu artık izleyememekten şikayet ediyor çünkü yok sanki hepsi birden buhar oldu. Beynimiz de bu yeni programlarla buharlaşıyor akşamları can sıkıntımızı gidermek için açtığımız bu kutu dönüp bize silah oluyor. Çok acı ama gerçek bu değiştirmek sadece bir kişini yapabileceği bir şey değil topluca itiraz etmek sesimizi yükseltmek gerekiyor yoksa direnmek tek başına sonuç getirmez. Sevgiyle kalın İclal.

Leave a comment

İyimserlik bilinci

Hayatın güzelliklerle beraber olumsuzlukları da barındırdığı, iyiliklerle birlikte kötülüklerin de olduğu bilincinde olma. En önemlisi de, bütün zorluklarına rağmen hayatın yaşanılır olduğuna inanmak ve bu inancı hiç kaybetmemektir. İnsanın önce yaşadığı zorlukları anlamlandırması ve kendisini “kurban” psikolojisine sokmaması gerekir. Doğaçlama yeteneği. Bir sorunu eldeki mevcut imkanlarla çözme yeteneğidir. Bir sorunla karşılaştığımızda daha önce sahip olduğumuz imkânlardan yoksun olabiliriz. Dayanıklılığı yüksek insanlar, eldeki imkanları birleştirerek çözüm üretirler. Esnek ve dayanıklı olmak için doğaçlama yapmayı bilmek gerekir. Sorunlar karşısında eli kolu bağlı oturmak yerine, yapılabilecek olanın en iyisini yapmak üzere eldeki imkanlarla çözüme doğru ilerlemek gerekir. Şimdi karar verme zamanı! İyimser mi, kötümser mi olmayı tercih edersiniz? Aslında her birimiz kötümserlik ve iyimserlik eğilimlerine sahibiz. Depresyona sıklıkla giren İzmir travestilerinden Banu takmamayı ve kabullenmeyi öğrendiğinden beri depresyon denilen duygudan uzaklaştı. Kötümserlikten uzaklaşıp hayata iyimser gözlerle bakmak istiyorsak hayatı kontrol etmek yerine duygu ve düşüncelerimizi kontrol etmeye çalışmalıyız. Çok önemli bir sorunsa kötümser olmak gelin iyimserliğe yelken açalım travesti dostlarım. Martin Seligman’a göre hayat sadece engelleri aşmak için değil özünde mutlu olmak için yaşanmalıdır. Ve bunun için atılabilecek birkaç adımı şöyle özetleyebiliriz. İyimserlik sadece ‘bardağın yarısı dolu’ demek değildir; engellerimiz ve zaferlerimizi nasıl değerlendirdiğimizle, bakış açımızla ilgilidir. İyimser ya da kötümser olma tercihlerimiz, yetkinlik hissimizi ve cesaretimizi doğrudan etkiler. Sonuçlara dair öngörüleri olumsuz olan insanların, risk alma, işe girişme olasılığı çok az iken; iyimser insanların hem işte hem de yaşamda daha aktif ve gözü pek oldukları bir gerçektir. Mutlu insanlar ilişkilerinde sevgiyi ön planda tutup yapıcı tavır sergiler. Kendilerini kenara çekip başkalarını yargılamak yerine insanların hayatlarına dahil oluyor ve kendi hayatlarına insanları dahil ediyorlar. Mutlu insanlar, hayatlarının anlamını bulmuş insanlardır. Hayatın anlamı bir şeye sahip olunca bulunmaz. Bir mevkiye gelmek de insana hayatın anlamını öğretmez. Herkesin anlam arayışı farklıdır elbette. Anlamlı bir hayat, kimisi için iyi çocuklar yetiştirmek, kimisi için mesleğini hakkıyla yapmak olabilir. Bu anlam sayesinde insan hayattaki varoluşunun nedenini anlar, hedefini netleştirir. Sevgilerle kalın İclal.

Leave a comment

Neyin peşinde koşarsan O sun

bıre

Bağımsız bir insansan eğer mutluluk sana gelsin diye çok çabalamazsın zaten mutluluğu yaşıyor olursun. Hatalı alanlardan bağımsız insanlar, mutluluğu kovalamazlar, sadece yaşarlar ve mutluluk onları bulur. Gerçekten nadir bulunan insanlardır, onlar için her gün mükemmeldir. Hepimiz hayatımızda elde etmek istediğimiz şeylerin peşinde koşuyoruz. Bu statü, para, aşk, komşunun arabası, akrabanın yazlığı, herhangi bir şey olabiliyor. Mutlu olmak istiyoruz ve paramız olunca ve ya bizi terk eden sevgili geri dönünce mutlu olacağımızı düşünüp sürekli istemeye odaklanıyoruz. Çok önemli bir detayı da gözden kaçırıyoruz ve ya düşünmek işimize gelmiyor: Evren yasaları. Evrende her şey denge üzerine kuruludur ve asla sadece pozitif ve ya negatif olaylar yaşanmaz. Yani şanslı ve ya şansız insan yoktur, şans, şansızlık bunlar hep göreceli kavramlardır. Yolda yürürken bulduğunuz para dolu cüzdan sizi şanslı yapmaz ve ya çekilişten kazandığınız araba ve ya giden ve uzun süredir dönmesini istediğiniz sevgilinin geri dönmesi. Çünkü gelen her şeyin bedeli vardır ve bu bedeli siz ödemek zorundasınız. Hep istiyoruz, fakat istediğimiz şeylere hazır olup olmadığımızı hiç düşünmüyoruz. Sadece istiyoruz. İsteyenin bir yüzü kara vermeyen Arap diye bir şey yok sevgili travesti bireyler istemek yerine çabalamak olması gereken sadece budur. Ve istediğimiz şey olmadığı zaman mutsuz oluyoruz. Çünkü istemek güzeldi, ama beraberinde getirdiği diğer değişimleri hiç düşünmedik. Sadece istedik. Evrene sadece verdiğiniz kadar alırsınız, gram fazlasını size vermez. Uykularınızı verirseniz mucit olabilirsiniz, öfkenizi verirseniz, düşman sahibi olursunuz, sabrınızı verirseniz, gerçek dost sahibi olursunuz ve bu liste uzayıp gider. Ana konudan çok uzaklaşmadan, söylemek istediğim şu ki, daima ne istediğinize ve istediğiniz şeye hazır olup olmadığınıza dikkat edin. Sizi hazırlıksız yakalayan bir evlilik felakete sebep olabilir, eyleminiz hastalık getirebilir, özendiğiniz hayat sizi yok edebilir. İstemek konusunda en güzel sözü Bodrum travestilerinden Banu etmiş sanırım istemek bana göre değil ben hak etmeyi severim demişti. Bu sözün ışığında diyorum ki hak edelim yaşayalım, bağımsız olalım ve istemek yerine elde edelim. Sevgiyle kalın İclal.

Leave a comment

Her şey senin ellerinde

Bu dünyada pek çok seni yaratandan isteyebileceğin türdendir oysa bazı şeyler var ki onları istemek yerine kendin elde etmelisin. Alışkanlıklardan kurtulmayı mı isteyeceksin neden istemeden önce kendin denemiyorsun. Sonuçta alışkanlıkları sen kendin edindin bazıları belki iyi bile oldu ama bazıları var ki senin kötü huyların gibi bir türlü vazgeçemiyorsun. Tanrı’dan, bana mutluluk vermesini diledim. Bana dedi ki ;“Olmaz … Ben sana nimetler veririm; Mutlu olup-olmamak sana bağlı. Alacağın cevap hep böyle olacak çünkü sen sana verilen aklı, nimetleri doğru yolda kullanmayıp ziyan ediyorsun. Akıl verilen tek canlı sensin neden kullanmıyor ve doğru yolu bulmuyorsun. Bundan yirmi yıl sonra yaptıkların değil yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Her şey senin elerlinden ister inançlı harika bir insan olursun istersen herkesin çekindiği korktuğu sevmediği bir lanet insan neyi nasıl yapacağın sana kalmış. Yıllarca yaptığı her kötü olayın sonunda yaratandan iyilik isteyen Balıkesir travestilerinden bir arkadaşımız sonunda hidayetin kendinde olduğunu anladı ve doğru yolda yürümeyi kendi aklıyla seçti. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. Karşılığını veremeyecek birine bir iyilik yapmadıkça, mükemmel bir gün yaşamış sayılmazsınız. Hayat oyununda seyirci koltuklarında oturmaya heves etme, sahneye çıkmaya çalış. Hayat bir oyuna benzer, uzunluğu değil iyi oynanıp oynanmadığı önemlidir. Mağlubiyet son derece motive edicidir. Dibe vurduğunuzda en tepeden başka gidecek yeriniz kalmaz. Prensipler söz konusu olduğunda kaya gibi durun, zevkler söz konusu olduğunda, akıntıya kapılıp yüzün. Hiç kimse sizin izniniz olmadan, size kendinizi değersiz hissettiremez, sen istemeden kimse seni üzemez. Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı. Gerçekçi kişi ise hem tünel ile birlikte ışığı hem de gelecek treni görür. Başarı istediğini elde etmektir; mutluluk ise, elde ettiğini sevmektir. Neyin hakkından gelinmez, kafa istekle birleşir birleşmez. Yatarak başarıya ulaşan tek yaratık tavuktur! Başarı, sevdiğiniz işleri ne kadar severek yaptığınıza değil, sevmediğiniz işleri nasıl bir bilinçle yaptığınıza bağlıdır. Zorluklar, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay şeylerin birikmesiyle oluşur. Gelecek; güçsüzler için ulaşılmazlık, korkaklar için bilinmezlik, cesurlar için şanstır. Dünyada düzeltebileceğiniz, daha iyi yapmayı başarabileceğiniz ilk ve son önemli kimse kendinizsiniz. İnanç, göremediklerimize inanmaktır; bu inancın ödülü ise inandıklarımızı görmektir. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol her şey senin ellerinde sevgiyle kal İclal.

Leave a comment

Üzüm yazın vazgeçilmezi

üz

Üzüm yaz aylarının en sevilen meyvelerindendir. Yeşili, siyahı, sarısı renk renk her derde de devadır. Öncelikle kalp dostudur. Çekirdekleri ile birlikte yenen üzüm kalpteki ritim bozukluklarını kötü kolestrolü, sindirim sistemini, nefes darlığını dengeler. Üzümü özellikle çekirdekleriyle birlikte yemek gerekiyor. Çünkü üzüm çekirdeğinde bulunan OPC kompleksi yani Oligomeric Proanthocyanid hemen hemen hiç bir başka meyvede bulunmayan antioksidan özelliğine sahip. Öğlen yemeği ile akşam yemeği arasındaki öğününüzde 200-300 gram üzüm tüketmeniz durumunda, günün yorgunluğunu ve stresini üzerinizden atabilirsiniz. Kronik yorgunluk için ise haftada iki gün taze üzüm suyu tüketmek gözle görülür bir çözüm sağlıyor. Üzüm suyunu bir türlü çıkaramayan arkadaşlarım varmış sanırım katı meyve sıkacağını kullanıyorlar. Ben Ankara travestilerinden Bade’den gördüğüm gibi rondoya atıyorum posası ile birlikte suyunu tüketiyorum. İşin açıkcası meyvelerin suyu değil de direkt olarak kendilerini yemek bana daha çok zevk veriyor. Televizyon seyrederken hazırlıyorum koca bir tabak meyve her akşam tüketiyorum ama mevsiminde meyve yemeğe özen gösteriyorum. Öyle yurt dışından gelmiş meyveleri de almam giderim semt pazarına elimle seçerim hepsini zaten bu Pazar işi bana hep iyi gelir. Ne yiyeceğimi seçmem onları özenle yerleştirip eve getirmem ve dolaba yerleştirmem yaptığım en keyifli işlerden biridir. LDL yani kötü huylu kolesterolün düşürülmesinde üzümün etkisi çok büyük. Üzümün kabuklarında bulunan reservatrol hem damar sertliğini önlüyor hem de kötü kolesterolü düşürüyor. LDL yani kötü huylu kolesterolün düşürülmesinde üzümün etkisi çok büyük. Üzümün kabuklarında bulunan reservatrol hem damar sertliğini önlüyor hem de kötü kolesterolü düşürüyor. Üzümün içeriğinde bulunan sialogogue salya artırıcı bir asit türüdür. Salyadaki pityalin enzimi sindirimi kolaylaştıran ve hızlandıran bir enzimdir. Bu parçalayıcı enzimlerle üzümün içindeki asit birleştiğinde sinirim sistemini çalıştırır. Beyaz ve tatlı üzümün bilinen faydalarından biri de cinsel gücü arttırdığıdır. Aynı zamanda bağırsak hastalıkları ve kolite iyi gelen üzüm, kuru üzümle birlikte tüketildiğinde daha etkilidir. Kara üzümün faydaları arasında kalp, dalak, mide, karaciğer ve dimağ hastalıklarına verdiği şifa vardır. Aynı zamanda siyah üzüm nefes darlığına da iyi gelir. Yabancı kelimelerle kafanızı karıştırmayım daha fazla yiyin işte üzümü nerde bulursanız götürün çok faydalı olduğunu zaten anlayacaksınız sevgiler İclal.

Leave a comment

Kurban psikolojisi

Neden, niçin ve nasıl bu dünyada yer buldum neden buradayım ve amacım ne acaba diye sorularla kendinizi boğmaktan vazgeçin. Kurban olduğunuza inanıyorsanız yeniden düşünün. Ruhumuzun bir amacı olduğunu unutmayın her insan bu dünyaya bir amaç uğruna gelmiştir. Bu amaç ulvi veya sıradan olabilir ama size özel olduğundan eminim. Seçimlerimizi biz yapmasak da bu kadar kaderci bir psikoloji olduğunu da sanmıyorum. Şikayet edip hayatımızdaki her kötü şey için bir suçlu aradığımız sürece bu amacı hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Öncelikle sorumluluklarımız almalıyız bunu en kötü şartları sürdürürken bile yapmak zorundayız. Biliyorum hepimizin özellikle de biz travestilerin normalden daha zor bir hayatı var ama bunun suçu başkaları değil unutma senin amacın, hedefin ne olduğunla değil kim olduğunla ilgilidir. Bu durumdan yani döngüden çıkmayı başaran Bursa travestilerinden Gizem’e sordum ve bana inanılmaz şeyler anlattı. Ondan aktarıyorum.”Bu döngüden çıkmak için kendi kendinize kullanabileceğiniz ho’oponopono diye Hawai yerlilerinin kullandığı yöntem mevcut. Bu çalışma ile sorumluluğunuzu alıyorsunuz, zihninize olumlu düşünce egzersizi yaptırıyorsunuz ve yaşamınızı güzelleştiriyorsunuz hem de bunu kendi kendinize ve ekstra bir zaman yaratmadan yapıyorsunuz. Bundan daha iyi ne olabilir ki? Bu yöntem ile ilgili birkaç basit kullanabileceğiniz cümle örneği olsun. Gün içinde ya da yaşamınızda uzun süredir var olan ve sizi bunaltan bir durum var, bunun için bu yöntemle ne yapabiliriz. Bu yaşadıklarımın %100 sorumlusu benim. Bugün gördüğüm, duyduğum, bildiğim beni mutsuz hissettiren bu duruma neden olan tüm hatalı verilerim anılarım üzgünüm, özür dilerim. Bu zamana kadar sizi fark edip arındırmadığım için lütfen beni affedin. Bana arınma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim, sizi seviyorum. Bu cümleden sonra gün içinde zihniniz boş kaldığı anlarda özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum cümlelerini tekrarlayabildiğiniz kadar tekrarlayın. Bu yaşam alanınızı temizlemeye başlayacak cümleler.”  İşte yapmamız gereken bu kadar basit ve biz bunu yapabiliriz. Kendimizi artık özgürleştirelim. Olumsuz inançlarla olan prangaların zincirlerini kıralım nasıl mı? Yukarıda yazdıklarımı uygulamaya başlayarak ya da size uygun yöntemle çalışarak. Sizi seviyorum sevgiler saygılar İclal.

Leave a comment

Telepatik durumlar

Aslında hepimizin başına gelmiş yaşanmış olaylar vardır. Mesela tam bir şarkıyı mırıldanmaya başlarsınız ardından radyoda mırıldandığınız parça çalmaya başlar. Aklınızdan bir arkadaşınızı geçirirsiniz hop birden bire o kişi karşınıza çıkar. Benim başıma geldi mesela dün sevgili Antalya travestilerinden bit dostumu aramak için telefonu elime aldım bir de baktım o anda o beni arıyor. Oysa uzun zamandır görüşmemiştik ama aynı anda birbirimizin aklına düşmüşüz. Öyleyse bizim hepimizin telepatik yetenekleri var ama nerede nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz. Telepati, kişiler arasında bir fikir ya da duygunun hiçbir araç kullanılmadan iletilmesi, biçiminde tanımlanabilir. Pratik hayatın içinde farkında olmadan telepati yeteneğimizi sık sık kullanırız. Bazen şaşırtıcı tesadüfler şeklinde dikkatimizi çeker, Fakat yine de bunun üstünde fazla durmadan gülüp geçeriz. Örneğin çalmakta olan telefonun kimden geldiğini tahmin etmek, mırıldanmakta olduğumuz şarkının radyoda çalınmaya başlaması, aklınıza gelen kişiyle yolda giderken karşılaşmak, canınızın çektiği meyveyi ya da herhangi bir şeyi arkadaşınızın getirmesi gibi daha pek çok örnek sayılabilir. Ve bütün bunların tesadüf olduğunu düşünüp önemsemeyiz. Aslında bütün bu tuhaf tesadüfleri telepati olarak tanımlayabilir ve dikkat ettikçe bu yeteneğimizin gelişmesini sağlayabiliriz. Hepimizde az ya da çok derece derece ortaya çıkan telepatinin düzenli bir çalışma sonucu gelişmesi mümkün. Fakat, bir de literatüre geçmiş olan ünlü telapatlar var. Ve onların yüzlerce insanın gözü önünde gerçekleştirdiği telepati gösterileri… Bunların arasında biri var ki, telepatiyi ispatlamak için yaşamış gibidir.Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük telepati olarak kabul edilen Wolf Messing Hitler Almanya’sından telepati yeteneğini kullanarak Rusya’ya kaçmış ve kendini kabul ettirerek çeşitli gösteriler yapmıştır. Düşünceleri okuma yeteneğinin herhangi bir doğaüstü ya da gizemli yanı olmadığını söylüyor ve telepatiyi nasıl gerçekleştirdiğini şu sözlerle ifade ediyor; “Kendimi önce belirli bir gevşeklik haline sokuyorum. Bu hal içerisindeyken, duygu ve güç topladığımı hissediyorum. Bundan sonra telepatiyi gerçekleştirmek artık kolay oluyor. Hemen hemen her düşünceyi ele geçirebilirim. ‘Verici’ye dokunduğum zaman gönderilmekte olan düşünceyi genel parazitten ayırt etmem kolaylaşıyor. Fakat temas benim için bir ihtiyaç oluşturmaz.”Acaba bizim telepatik durumlar ne zaman ve nasıl ortay çıkıyor onu da bulsalar dünya daha kolay bir yer olurdu diye düşünüyorum sevgiler İclal.

Leave a comment

Yaşla gelen saadet

Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe “evet” demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen, sizi gerecek hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz. Sırf birilerini mutlu etmek adına yıllarca yaşınızın tadını çıkaramadınız ha bir de baktınız yaş geçmiş. Yok değerli travesti dostlarımdan genç ve çıtır olanları bu yazıdan tenzih ederim. Ama sonuçta hepimiz sağlığımız el verirse o ellili yaşları göreceğiz. Şimdiden o yaşlarda neler yapmamamız neler yapmamamız gerektiğini bilsek fena olmaz. Yabancı bir internet sitesinde “50’lerden itibaren bırakmanız gereken 10 şey” konulu bir yazı görünce, alıp sizinle paylaşmak istedim. Yoksa hepimiz daha genciz yani kimse üstüne alınmasın. Herkeste vardır insanı geren öyle bir ya da iki arkadaş. Sürekli bir takım dertlere batıp çıkarlar ve her battıklarında size koşup saatlerce kafanızı ütülerler. Ama söylediğiniz hiçbir lafı da iplemezler. Ayrıca, siz zor durumda kaldığınızda nedense hiç ortalarda görünmezler. Gençken tamam da, elli yaşından sonra kıymetli vaktinizi böyle boş işlerle harcamayın. Yaşınız ilerlemiş dünyada görmediğiniz insan modeli kalmamış, iyisiyle kötüsüyle muhatap olmuşsunuz artık biraz da dinlenme zamanı gelmedi mi? Kafası karışıklığı iyi bir şey sanmayı bırakın.“Karmaşık insanlar” ilginçtir. Ezbere konuşmazlar, her davranışlarının bir nedeni vardır. Bilgileri süs gibi durmaz üstlerinde, içselleştirmişlerdir. Onlar sayesinde yeni bakış açıları keşfederiz, zenginleşiriz. Ama “kafası karışık insanlar” ilginç değildir. Hayatı çorbaya çevirmekten başka işe yaramazlar. Bizim Antalya travestilerinden bir arkadaşın var böyle bir komşusu her gün yeni bir fikirle kapıya gelip akşam olmadan karar değiştirdiği için biz ona kararsız komşu adını taktık. 40’ların sonundasınız ve 5-10 kilo fazlanız var… Derhal o kiloları bir yerlerde bırakın. Yürüyüşte, yüzmede, spor salonunda… Fark etmez. Sorun “estetik” değil, sağlık. Artık sağlığınız birinci planda olmalı hele ki yaşla saadeti bulmayı hedeflemişseniz saadete açılan kapı sağlıktan geçiyor. Nasıl bir orta yaş ve yaşlılık dönemi geçireceğinize kendiniz karar verin. Canınız istiyorsa ve paranız varsa Küba seyahatine 60 yaşında da gidersiniz, sörf yapmaya 50 yaşında da başlarsınız, kime ne? Hayat sizin bu saatten sonra kim takar başkalarının ne diyeceğini sen de boş ver hayatın da yapamadığın şeylere odaklan. Sevgilerimle travesti İclal.